layetezelzel
21 Mart 2017 Salı
17 Mart 2017 Cuma
Soruyorum size
Yalnızlığın demini tattığım andan
Süzmek gelmedi başka hissi bardağıma
Davet ettiğim her kuş yuva yaptı çardağıma
Yanımda vampir besler oldum, kanatlı gagalılar içti körpe kanımdan
Savaşsam dahi fayda etmez biliyorum
Hepsinin içinde bir ben var hissediyorum
Filmin sonunda 'mutlu son' yazacak görüyorum
Tabelalar yol gösterdi, 'sonsuz acı' yazıyordu hala yürüyorum
"Ucuz bir mutluluk mu yoksa ruhu yücelten bir acı mı daha iyidir?" size soruyorum
Semih BERBER
13 Mart 2017 Pazartesi
Victor Frankenstein'a mektup
Küp açılımına benzerdi benimkisi.
Her açıldığımda
Bir kare kaybediyorum bedenimden.
İçime yağmur yağsa keşke.
Beni temizlese de unutsam
Kare penceremden giren
Soğuk acıları.
Unutsam kendimi,
Kaybolsam sulu düşlerimde.
Toplamak istiyorum parçalarımı,
Gerekirse mezarların
En derinlerinden
Getirsem parçalarımı
işler misin vücüdumu
yeniden.
Nakış nakış dik bedenimi
Frankestein usta.
Her açıldığımda
Bir kare kaybediyorum bedenimden.
İçime yağmur yağsa keşke.
Beni temizlese de unutsam
Kare penceremden giren
Soğuk acıları.
Unutsam kendimi,
Kaybolsam sulu düşlerimde.
Toplamak istiyorum parçalarımı,
Gerekirse mezarların
En derinlerinden
Getirsem parçalarımı
işler misin vücüdumu
yeniden.
Nakış nakış dik bedenimi
Frankestein usta.
28 Şubat 2017 Salı
Mor halkalar
Artık eskisi gibi
doya doya gülemiyorum
Her gördüğümde gerçekleri
Tiksiniyorum bir kez daha
boşa geçen zamandan
Ağlıyorum geceleri, uyuyamıyorum
Soruyorum kendime
Beni rahatlatan, geceyi kurtaran
O kadehler şimdi nerede?
Neydi bendeki rahatlık?
Ebediyen uyuyacağımı bildiğim halde
İllede dalardım rüya aleme
Serseriydim
Koldaki faça izleri
Yüzüme yansıdığında öğrendim
O kadar acıya
Bu kadar bağlanılmayacağını
Renk renk kurdeleler
Yerini mor halkalara
bıraktığında anladım
Yaşamın gerçek anlamını
Bıktım! Bu protezlerin sesinden
Her konuşmaya çalıştığımda
Arızalı ağızım
Tükürükler saçıyordu etrafa
Geldikçe aklıma anılar
Aynalara koşuyorum
Kandıramam kendimi
Çizdikçe üstünü anıların
rahatlıyorum
Her şeye rağmen koşuyorum(Haha!)
Sistemi bozuk bir ihtiyar
Nasıl koşuyorsa intihara
Öyle yürüyorum
Geç kaldığım hayata
Oğuzhan YABACI
doya doya gülemiyorum
Her gördüğümde gerçekleri
Tiksiniyorum bir kez daha
boşa geçen zamandan
Ağlıyorum geceleri, uyuyamıyorum
Soruyorum kendime
Beni rahatlatan, geceyi kurtaran
O kadehler şimdi nerede?
Neydi bendeki rahatlık?
Ebediyen uyuyacağımı bildiğim halde
İllede dalardım rüya aleme
Serseriydim
Koldaki faça izleri
Yüzüme yansıdığında öğrendim
O kadar acıya
Bu kadar bağlanılmayacağını
Renk renk kurdeleler
Yerini mor halkalara
bıraktığında anladım
Yaşamın gerçek anlamını
Bıktım! Bu protezlerin sesinden
Her konuşmaya çalıştığımda
Arızalı ağızım
Tükürükler saçıyordu etrafa
Geldikçe aklıma anılar
Aynalara koşuyorum
Kandıramam kendimi
Çizdikçe üstünü anıların
rahatlıyorum
Her şeye rağmen koşuyorum(Haha!)
Sistemi bozuk bir ihtiyar
Nasıl koşuyorsa intihara
Öyle yürüyorum
Geç kaldığım hayata
Oğuzhan YABACI
26 Şubat 2017 Pazar
Gecenin karanlığı örttüğü gibi
Gecenin karanlığı gibi örtmek isterdim; duygularımı uzaktan bakılınca sadece bir bilinmez olmasını, içine girdiğinde ise farklı dünyalardan farklı kalıntılar bulunduğunu bir çok üzüntünün mutluluğun bir arada bulunduğunu göstermek isterdim. Ben akarsu olup akıp geçmek isterdim hayattan üzüntüden mutluluktan yoksun fakan aktığım her yerden birşeyler bulundurmak isterdim üstümde yanlız kalmazdım hayatta üzgün olmaktan korkmaz yaşadığım sürece can olmak isterdim.
Yusuf AĞRALLI
Yusuf AĞRALLI
21 Şubat 2017 Salı
Evrenin Tımarhanesi
Birden ayak bastım evrenin tımarhanesine. Şimdi ne olucaktı? Bu akıl hastanesi denilen yere ayak mı uyduracaktım? Yoksa şifa bulup, ayrılacak mıydım? Cinsim, bu diyarı kendisininmiş gibi kullanıyor, sanki içindeki gardiyanların bir önemi yok. Halbuki gardiyanlar olmasa nasıl koruna bilirdik bu illegal işletim sistemine sahip gezegende. Dünya imiş burası şuan cinsimin yaşamını sürdürebildiği tek gezegen olduğu biliniyor.
İnsan denildiğini öğrendim cinsime, ama ben şekere katılmış nane olmak isterdim, her ağıza alındığımda ferahlatıp, onların doğaya muhtaç olduklarını hatırlatmayı yeğlerdim.
Gözlerim açıldı evrenin tımarhanesinde. Etrafıma baktığımda gördüm. İnsan gibi bakan, duyan, gören, ama tek fark akıllarını yitirmiş olduğu söylenen bahtiyarları gördüm. Keşke bende onlar gibi mutlu olabilseydim. Numara yapsak fark ederler miydi? Ya da kandırabilir miydim kendimi?
Oğuzhan YABACI
İnsan denildiğini öğrendim cinsime, ama ben şekere katılmış nane olmak isterdim, her ağıza alındığımda ferahlatıp, onların doğaya muhtaç olduklarını hatırlatmayı yeğlerdim.
Gözlerim açıldı evrenin tımarhanesinde. Etrafıma baktığımda gördüm. İnsan gibi bakan, duyan, gören, ama tek fark akıllarını yitirmiş olduğu söylenen bahtiyarları gördüm. Keşke bende onlar gibi mutlu olabilseydim. Numara yapsak fark ederler miydi? Ya da kandırabilir miydim kendimi?
Oğuzhan YABACI
18 Şubat 2017 Cumartesi
Ölüm ile satranç
Ölüm gölgesi izliyor beni
Ölü bedenim, ikinci kez tatmak istemiyor.
Bu acı veren düşünceyi
Her hamlemde
Biraz daha yaklaşıyor
Yeter! Ne olucaksa olsun
Bu yaşam denilen
satranç oynunda
Sanmıyorum
Ölümü atlatabileceğimi.
Kim çekebilir ki
ölümün şah'ının önüne vezirini.
Yolculuk başlıyor:
Beklediğim o sahneye
Aldım karşıma başladım
Ölüm ile satrança
Sen başla dedi, hayata
Her hamlemde takip ediyordu beni
Ensem de hissediyorum.
Siyahın nefesini
Her düştüğünde taşlarım
Hafifliyordu acılarım.
Elim de şah kaldı
Mutlulukdan havalara uçmaktayım.
Siyah sardı her yanımı
Kaçamıyorum artık
Son bir isteğim oldu
Bana özel bu gösteriyi
Tek ben izlemek istiyordum
Başladı bedenimde
tek kişilik şovuna
Her kesitinde alkışladım:
Tek ihtiyacım olan
Bu gösteriyi
Şah'ım mat oldu
Siyah kapladı bedenimi.
Oğuzhan YABACI
Ölü bedenim, ikinci kez tatmak istemiyor.
Bu acı veren düşünceyi
Her hamlemde
Biraz daha yaklaşıyor
Yeter! Ne olucaksa olsun
Bu yaşam denilen
satranç oynunda
Sanmıyorum
Ölümü atlatabileceğimi.
Kim çekebilir ki
ölümün şah'ının önüne vezirini.
Yolculuk başlıyor:
Beklediğim o sahneye
Aldım karşıma başladım
Ölüm ile satrança
Sen başla dedi, hayata
Her hamlemde takip ediyordu beni
Ensem de hissediyorum.
Siyahın nefesini
Her düştüğünde taşlarım
Hafifliyordu acılarım.
Elim de şah kaldı
Mutlulukdan havalara uçmaktayım.
Siyah sardı her yanımı
Kaçamıyorum artık
Son bir isteğim oldu
Bana özel bu gösteriyi
Tek ben izlemek istiyordum
Başladı bedenimde
tek kişilik şovuna
Her kesitinde alkışladım:
Tek ihtiyacım olan
Bu gösteriyi
Şah'ım mat oldu
Siyah kapladı bedenimi.
Oğuzhan YABACI
Kaydol:
Yorumlar (Atom)